|
CALIŞMA YÖNTEMLERİNİN BAŞARIYA ETKİSİ
Genellikle zeki insanların daha başarılı olduğu konusunda yaygın bir kanı vardır.Bu kanı kısmen doğru olsa da başarılı insanlar başarının sırrını;Düzenli ve Sistemli çalışmaya bağlar.Gerçekte bu bir sır değildir.Üstelik eğitim programları genel olarak zeki olanlara göre değil,ortalama bir zeka düzeyine sahip olanlara göre yapılır.
Bireyin çalışma kapasitesi ile çalışma performansı arasındaki fark şöyle
Açıklanabilir.(Telman 1997):
1-Zeka ve özel yetenekler %50-60
2-Çalışma alışkanlıkları ve tutumlar %30-40
3-Şans ve çevre faktörleri %10-15
Bu dağılımda görüldüğü gibi 1.ve3.gruptaki etkenleri düzenlemek büyük ölçüde bizim elimizde değildir ama 2.gruptaki etkin çalışma alışkanlıklarını ve tutumlarını kazanmak bizim elimizdedir.
Okul da öğrencilerin başarısını önemli ölçüde etkileyen çalışma alışkanlıkları nelerdir? Hangi beceriler onları eğitim hedeflerine daha kolay ulaştırır? Genel olarak öğrencilerin şu alanlarda kendilerini geliştirmeleri istenir.
a-Zamanın iyi planlanması
b-Çalışma ortamının düzenlenmesi
c-Çalışma sürelerinin ve aralıklarının planlanması
d-Not tutma
e-Aktif dinleme
f-Hızlı ve etkili okuma
g-Özet çıkarma
h-Hafızayı(belleği)güçlendirme
i-Güdülenme
Ayrıca öğrencinin tüm eğitim süreci boyunca gerekil olacak "Bilgi kaynaklarından yararlanma becerisi" olarak ifade edilebilecek olan:Sözlük,ansiklopedi,imla klavuzu...vb kullanma,kitaplıkların kataloklarından ve diğer ve diğer tarama
sistemlerinden yararlanabilme,bir kitabın içindekiler,indeks(dizin),kaynakça,özet
kısımlarından nasıl yararlanacağını öğrenme öğrenme vb.davranışların kazandırılması da etkin çalışma yöntemleri kapsamında düşünülür
MATEMATİK DERSİNE NASIL ÇALIŞMALISINIZ?
FEN BİLGİSİ DERSLERİNE NASIL ÇALIŞMALISINIZ?
TÜRKÇE DERSLERİNE NASIL ÇALIŞMALISINIZ?
SOSYAL BİLGİLER DERSİNE NASIL ÇALIŞMALIYIZ?
****Çocuğumuza Karşı Görevlerimiz***
Herkesin bildiği bir söz vardır:'Eğitim ailede başlar.'Her aile çocuğunun milli ve manevi değerlere sahip,başarılı olarak yetişmesini arzular.Eğitim öğretim döneminde unutulmaması gereken bir oluşum vardır.O da çocuğumuzun kimlik gelişimi.Çocukların kimliklerini bir manada ailelerin kimlikleri ortaya koyar.Çocuklar aile bireylerinin yansımasıdır. Çocuklarımızın eğitiminde anne babaya büyük görevler düşmektedir. Çocuklarımız arasında asla ayırım yapmamalı birini diğerinden fazla sevmemeli ve ilgi göstermemeliyiz. Anne babalar bu ayrımı yaparken bunun farkında olmamaktadırlar. Çocuklarımıza planlı hareket etmeyi zamanı iyi kullanmayı öğretmeliyiz.
Çocuklarımızı asla ama asla başkalarıyla kıyaslamamalıyız. Çocuklarımızla baş başa konuşabileceğimiz ortamlar oluşturmaya oluşturmaya çalışmalıyız ve onu önemseyerek dinlemeliyiz.
Sorumluluk bilincinin gelişmesi için bazı sorumluluklar yüklemelemeliyiz. Mesela tatil günlerinde 'Bugün ailenin reisi sen ol ' gibi...
Ne kadar meşgul olursa olsun , ebeveyn ' günde bir öğün yemekte çocukları ile beraber olmaya çalışmalı,' yemek esnasında tatlı konuşmalar yaparak aile içerisinde güzel bir hava oluşturmaya gayret etmeli.
Yapmasını istediğiniz davranışları söyleme yerine göstermek daha etkili olur. Mesela kitap okumasını istiyorsanız sizi kitap okurken görmeli , büyüdüğünde aile bireyleri ile ilgilenmesini istiyorsanız mutlaka aile bireyleri ile ilgilenin .
Yaptığı yanlışları görmezlikten gelmeyin . Yeri ve zamanı geldiğinde tatlı bir şekilde uyarın güzel yaptığı işlerde de teşvik edin .
Bazı çocuklar okula başlamadan önce istekli oldukları halde gitmek istemezler çeşitli mazeretler ortaya koyarlar . Bu durumda, çocuğumuzu içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmak , eleştiren aşağılayan bir yaklaşım yerine sevecen bir yaklaşım göstermek, her şeyden önemlisi sabırlı olmak ** Evladına , eğitimin her şeyden önemli olduğunu kazanılan bir milyonun , bulunan elli milyondan daha kıymetli olduğunu , bazen kaybetmeyi , kazandığında da edebince sevinmeyi , sessiz kahkahaların gizemini , kitapların hazinelerini öğret
** Gökyüzünün,yıldızların ve güneşin uçsuz bucaksız ummanların,rengarenk çiçeklerin bir tesadüf eseri olmadığı, kendini yaratanı asla unutmamayı göz yaşlarında hiçbir utanç olmadığı ama boş yere göz yaşı akıtmamanın gerekliliğini gecenin o muhteşem sırlarını seherde bülbülü dinlemeyi,güldeki şebnem tanelerinin toprağa nasıl düştüğünü yağmurun yağışındaki ahengi anlatmayı öğret
** Hata yapmanın hile yapmaktan daha şerefli olduğunu,boş kitleleri izlemeyecek gücü kullanmayı,insanları dilemeyi dinlemeyi ama bütün insanları dinlemeyi bütün değerli olduğunu insanların değerli olduğunu insanların kusurlarını aramayı değil örtmeyi itidalden ayrılmamayı küskünlükleri barıştırmayı öğret
** Selam vermeyi almayı adaletli olmayı , halkının yanında yer almayı , doğru sözlü olmayı , onurlu yaşamayı , dünyaya fazla kapılmamayı ama ihmal de etmemeyi , bakarken ibret almayı , hayal kurmayı , planlı olmayı , okumayı , geçmişten ibret almayı , çok çalışmak gerektiğini , zamana riayet etmeyi , randevularına sadık olmayı , sevgi ve sevdayı öğret
** Üzüldüğünde dahi nasıl gülümseyeceğini , insanlara iyilik yapmayı , yaptığı iyiliğide unutmayı , insanları düşkünlere ve yetimlere sahip çıkmayı ' komşusu açken tok yatan bizden değildir prensibini hayatında uygulamayı öğret
** Tutumlu olmayı ,cömert olmayı ,almayı değil vermeyi , ,ahde vefayı akrabalarla ilgiyi kesmemeyi öğret
** Her düşmana karşılık bir dost olduğunu , boş kuru kalabalık sözlere kulak tıkamayı, inandığı ilkeleri savunmayı müşfik olmayı öğret
** Edebi hayayı , dostluğu arkadaşlığı, kardeşliği ,şecaati ,tevazuyu ,hoş görüyü, resulü ,nebiyi , kitabı öğret
** Gönlünü geniş tutmayı , insanların dertleriyle dertlenmeyin kendisini yaratana ve verdiği verdiği nimetlere şükrü ,yaratan karşısında insanın ne kadar aciz olduğunu öğret
** Kendine güveni bir adam gerektiğinde ben diye bilmeli ,hiçbir zaman gönlünefiyat etiketi koymayı kendisiyle barışık olmayı öğret
** Milli ve manevi değerlere sahip çıkmayı ,irfan sahibi insanlara saygıda kusur etmemeyi öğret
YENİ ÖĞRETİM YILINDA YAPILMASI
********** GEREKENLER**********
Birey belki belli bir alanda her zaman başkalarını geçme gücünü göstermeyebilir,ama kendini aşma gücüne her zaman sahiptir.
Çalışma zorluklarını yeneceğim,başarılı olacağım,başaracağım diye başlayınız çalışmalarınıza.
Başarı esrarengiz bir tabiat hediyesi değildir.Eğitim sonunda elde edilen bir davranış değişikliğidir,bir sonuçtur.Bu özelliği kazanmaya çalışınız.
Başarma girişimleriniz olumsuz sonuçlanırsa girişimlerinizi ve çabalarınızı arttırınız.Başarısızlığınızı,çabalarınızı yenileyen uyarıcı olarak kullanınız.
Azimli olunuz "AZİM" başarı alışkanlığınıza verilmiş bir isimdir.Korkaklıkta, başarısızlık alışkanlığının adıdır.Başarısızlık korkunuzu yenmeye çalışınız.
Başarı alışkanlığını en iyi biçimde güçlüklerin üzerine bina edilmiş birçok zaferlerle öğrenilir.Başarı çabalarınız sırasında karşımıza çıkan güçlükleri yenmeyi öğrenmelisiniz.
Başarısızlık ve güçlükleri cesaretle karşılamayı öğreniniz.Okurken anlamanızı engelleyen tüm etkenleri ortadan kaldırınız.Etkenlerden kurtulmayı başarınız.
1. Öğrenmeniz gereken konu için belirli bir yer ve zaman ayırınız.
2. Her konunun özelliğine göre zaman ayırınız.
3. Çalışmak için ayırdığınız zamanı,dikkat dağıtıcı etkenlerle kesintiye uğratmadan kullanınız.
4. Ödevleriniz için ayrı ve yeterli zaman ayırınız.
5. Ödevlerinizi mümkün olduğu kadar önceden hazırlamaya gayret ediniz.
6. Zaman öldürmeden çalışmak için ayırdığınız zamanın saniyelerini bile israf etmemeye özen gösteriniz.
7. Yorulduğunuzu,artık okuduğunuzu anlamadığınızı fark ettiğinizde dinlenmeye de zaman ayırınız.
8. Sinema,televizyon,gezi için gereğinden fazla zaman ayırmayınız.
9. Çalışırken kaynak kitap,yardımcı kitap,sözlük ve diğer yardımcı kaynakları önceden hazırlayın ki;elinizi attığınızda zaman kaybı olmasın.
10.Bir metni ve veya konuyu ilk okuduğunuzda anlamaya çalışınız.
11. Okuduğunuz konuyu yada metnin ana düşünce ve yan düşüncesini bulup çıkarmaya çalışınız.
12. Ders dinlerken,çalışırken,kitap okurken,önemli gördüğünüz yerleri kendi cümlelerinizle not ediniz.
13. Sessiz okumayı alışkanlık haline getiriniz.en verimli okumanın böyle olduğunu akıldan çıkarmayınız.
14. Bir konuyu okurken her noktasını anlayarak ilerleyiniz.Anlamakta çok zorlandığınız kısımlar üzerinde de fazla beklemenin bir anlamı yok,ikinci yada üçüncü tekrarda nasıl anlaşıldığına eminim şaşıracak "ne kadar da kolaymış "demeden edemeyeceksiniz.yalnız,okumuş olmak için okuyup kendinizi kandırmayınız.
15. Çalışırken dikkatiniz konuda olmalı,değişik hayallerle performansınızı düşürmeyiniz.
16. Öğrendiklerinizi daha önce öğrendiğiniz konulara olaylara bağlayınız:
a-Konu yada olayla ilgili örnekler bulunuz.
b-Konu yada olay üzerinde düşünüz.
c-Öğrendiklerinizi uygulama imkanı olup almadığınızı araştırınız.
d-Öğrendiklerinizi hemen dersten ve çalıştıktan sonra tekrarlayınız.Çünkü tekrar unutmayı önleyen en önemli araç.
e-Öğrendiklerinizi özetleyiniz.Sınıflandırınız,bölümlere ayırınız.
17. Yeni bir konuyu öğrenirken önce konuyu bütün olarak okuyunuz.İkinci okumada önemli gördüğünüz bölümler üzerinde dura dura okuyunuz.Üçüncü kez tekrar parça ve bölümler arasında bağlar kurarak okuyunuz.Başarılı olmak istiyorsak bunları yapmakta en ufak bir tereddüt içerisinde olmamalıyız.
18. Yeni öğrenilen konar üzerinde pekiştirici çalışmalar yapınız.
19. Yorgun,uykulu,ilgisiz ve isteksizken çalışarak,en önemli hazinemiz olan(ki her şey onunla vücut bulur)zamanımızı,israf etmeyelim.Bu etkenleri ortadan kaldırarak çalışmamıza başlayalım.
20. Sınavlarda düşünmenizi engelleyen kaygı ve korkulardan arınmaya çalıştıktan sonra acele bir düşünce ile soruları cevaplamaya çalışınız.
21. Sınavlarda soruların karşılıklarını vermeye başlamadan önce cevaplarını zihninizde canlandırmaya çalışınız.
22. Soruları acele etmeden cevaplandırınız.Sınav kağıdınızı vermeden önce tekrar gözden geçiriniz.
23. Anlamanıza engel olan yabancı sözcük kavram ve deyimleri açıkladıktan sonra çalışmanızı sürdürünüz.
24. Ders konularını sınıfta öğrendikten sonra evde tekrarlayınız.
25. Yeni öğrenilecek konulara bir gün önceden hazırlıklı gelmenizi konuları kolay anlamanızı sağlayacaktır.
26. Tek kitap yerine çeşitli kaynakları incelemeniz konuları derinliğine anlamanızı sağlayacaktır.
27. Üç dört saat sürekli çalışmak yerine birer saat aralıkla dinlenmelerden sonra çalışmanız anlamanızı sağladığı gibi kolaylaştıracaktır.
***ACELE KARAR*** ****VERMEYİN****
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış
"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan
dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,
at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak,
bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala
satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.
Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...
İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.
"Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.
Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.
Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı?
Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.
Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...
Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.
Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.
"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının
kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu
oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz"
demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.
Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini
henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.
Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz
kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler
ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan
ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.
Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman
yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
"Bir kez daha haklı çıktın" demişler.
"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre
kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.
Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın"
demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme
hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.
"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.
Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba
ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde
gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu
ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan
bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler,
ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri
askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın
kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya
öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı
olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık
ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler,
belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının
kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş,
ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez.
Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda,
sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih,
hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
"Acele karar vermeyin.
Hayatın küçük bir dilimine bakıp
tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar; aklın durması halidir.
Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi,
dolayısı ile gelişmeyi durdurur.
Buna rağmen akıl,
insanı daima karara zorlar.
Çünkü gelişme halinde olmak
tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.
Oysa gezi asla sona ermez.
Bir yol biterken yenisi başlar.
Bir kapı kapanırken, başkası açılır.
Bir hedefe ulaşırsınız ve
daha yüksek bir hedefin hemen
oracıkta olduğunu görürsünüz."
Lao Tzu
ZAMAN YÖNETİMİ
Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bu gün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız" dedi.
Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde tas aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka tas almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve"Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar.
Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Bir öğrenci "Dolmadı herhâlde" diye cevap verdi. "Doğru" dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taslarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar. "Güzel" dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek "Bu deneyin amacı neydi" diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye atladı.
"Hayır" dedi profesör, "bu deneyin esas anlatmak istediği "Eğer büyük tasları bastan yerleştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın" gerçeğidir".
Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: "Nedir hayatınızdaki büyük taslar? Çocuklarınız, esiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu aksam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin.
Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir is adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir".
Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan oturan öğrencileri sınıfta bırakarak çıktı...
Kaynak: Kellog Business School (Northwestern Üniversitesi)
Anne ve babacığım ;
*Bana balık hediye etmek yerine ,balık tutmayı öğretin.
çünkü ömür boyu benim sizinle birlikte olabilmem pek fazla
mümkün değil
*Aile içi karşılıklı saygı,sevgi ve hürmet bana sizin vereceğiniz ,en iyi davranış dersidir.
* Küçük hatalarımı büyütmeyin,bana yanılma payı bırakın.
*Beni dinleyin,sorduğum sorulara ciddi olarak ,samimiyetle ve doğru cevap verirseniz hayatı daha kolay öğrenirim.
* Bana karşı hata yaptığınızda ,çekinmeden özür dileyin ,bu davranışınız benim size olan sevgi ve saygımı azaltmaz,daha doğrusu sağlamlaştırır ve size daha çok yaklaştırır.
* Bana kendinizi hatasız ve erişilmez yükseklikte göstermeyin.Tersini görürsem çok üzülür kendimi sahipsiz kalmış hissederim.
* Başarılarım sizin hayalinizdeki kadar değil ,kapasitem kadar olacaktır.Benim bir numara olmamda ısrarcı olmasanız ,benim gözümde bir numara siz olursunuz.
* Beni başkalarıyla kıyaslarsanız ,umutsuzluğa kapılabilirim.Fakat beni başarıyla ve
iyiliklerle götürebilecek ortamda tutar,çevrelerle muhatap eder arkadaşlarınızla tanıştırırsanız kendime daha güzel ve modeller bulmuş olur,istediğiniz seviyelere doğru yükselebilirim.
* Başarılarımı ,başlatacak ve arttıracak anahtar sizde ,sevginizde ve güveninizde
Sizleri çok seven çocuklarınız
|